Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Duydum

Ne çok söz var söylenecek  Ne çok şey var susulacak.  İnsanın ikilemi daha aldığı ilk nefesle başlıyor. Istırabı, içine çektiği nefesin ciğerini yakmasıyla perçinleniyor.

Ne çok söz var söylenecek 

Ne çok şey var susulacak. 

İnsanın ikilemi daha aldığı ilk nefesle başlıyor. Istırabı, içine çektiği nefesin ciğerini yakmasıyla perçinleniyor.

Yabancılığı hiç tanımadığı gözlerin kendisine yönelttiği bakışlarda hissediliyor. Korkuları anasının kokusundan ayrı kaldığında karşısına dikiliyor. Mutluluğun miladı müşfik bir kucakta başlıyor. Büyüyor insan alabildiğine. Hayat önüne bir halı gibi serilmeye başlıyor.

Hayata nasıl karşılık vereceğini çoğu zaman bilemeyen insan, anasının karnından çıktığı andan itibaren yaşadığı ikilemi adeta hiç yaşamamışçasına yeniden ve yeniden yaşıyor.

Bir şeyler dönüyor etrafında, uğultulu, yankılı, belirsiz! Ama içlerinde bir şey var ki hepsinden başka çıkıyor sesi; kısık, kuytu köşede kalmış ama çok güçlü!

Kulak kabartıyor insan, arıyor tarıyor can havliyle, diğer seslere kulağını tıkamaya çalışarak. Kolay mı bu kısık sesi duymak, kolay mı kalan tüm sesleri bastırmak, kolay mı kendi gürültünü kucaklayabilmek?

Uzun uzun çabalıyor insan, bir kısık sesin peşinden neden gittiğini çoğu zaman idrak edemeyerek. Her sesi tanımaya başlıyor ufaktan, kimisi kulağını patlatan kimisi kalbini çatlatan cinsten!

Sabreden derviş muradına ermiş diyor kendine, tüm dervişleri düstura getirecek bir sebat içinde…

Nihayetinde buluyor insan, ne olduğunu o zamana kadar hiç bilmediği ama hakkında hep fikir sahibi olduğunu düşündüğü sesi!

Şaşırıyor insan, bildiğini düşündüğü bu sesin daha önce yanından yakınından bile geçmediğini 

Ama artık hissediyor insan; kalbinin atışını, gölgesinden bile kaçtığı varlığını, perde üstüne perde çektiği gözlerinin kavuştuğu saydamlığı… Hayatı bir anlam kazanma silsilesine dönüşüyor sanki. Lanet ederek uyandığı her sabah, bitmesi için elinden gelen her şeyi yaptığı dipsiz geceler, ağzından çıkan ve samimiyetini derin bir boşlukta kaybetmiş tüm sözcükler, için için ağladığı hatta ayakta bile durabilmek için gözünü kararttığı tüm zamanlar… Taşlar tek tek yerine oturuyor, hayatın mozaiği muntazam ve muazzam bir şekilde belirmeye başlıyor. İnsan işte şimdi doğuyor,  ikilemlerin pervazında tutunmaya çalıştığı hayatı işte şimdi başlıyor. Öyleyse şimdi top sizde sevgili okuyucular. Nedir sizce insanı peşinden sürükleyen, insanı kendinden çıkaran bu cılız ses?

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Anıların Derinliğinde Benzemek

Sonraki Makale

Umut Yorgunluğu 

Related Posts
Devamını Gör

İnsan Olmanın Sırrı

Dünya, insanlarla dolu bir sahne; her biri kendi hikâyesinin kalemi! Duygular bir insandan diğerine renklerle akıyor; bazen benzer renkleri bazen ise yeni bir renk oluşturmak üzere farklı renkleri, farklı duyguları birbirine bağlıyor. Ancak, insan olmanın sırrı, bedenlerimizin çok ötesinde, ruhumuzun derinliklerinde bir yerde yatıyor.
Devamını Gör

Köprüden Önce Son Çıkış

Bugün güne deli sorularla başladım. Beni diğer tüm yaratılanlardan ayıran nedir? Akıl! Kulağıma çok saygın geliyor! Şimdi kim olduğunla gurur duy şapşiğim. Kafamda öyle bir mekanizma var ki, kalbimde öyle büyük hisler var ki ancak hepsi egoist, dar, sığ ve sıradan, küçük egoizmime sabitlenmiş durumda. İşte bu yüzden hiçbir şey işe yaramıyor.
Devamını Gör

Sosyal Maskelerim ve Ezber Nezaketlerim

Ben iyi değilim. Kendi dünyamın içinde tanımadığım karanlık bir yerdeyim bu ara. Ne zamandır üstüme üstüme yürüyen bu evdeyim. Boşluğumda sallanıyorum. Kurtulmanın bir yolu varsa da bugünlerde yola çıkacak halim yok. Kendime yoktan umut pazarlamaya mecalim yok. Hayata yeniden sarılmayı denesem kollarım tutmuyor.