Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

İç Dünyamdaki Mezarlık 

Bazı durumlarda hayatı yaşama üslubum, acaba kendimden aldığım insafsız bir intikamın ifadesi olabilir mi?

Bazı durumlarda hayatı yaşama üslubum, acaba kendimden aldığım insafsız bir intikamın ifadesi olabilir mi?

Bir rüya tabiri gibi ele alırsam yaşamla kurduğum ilişkiyi, aslında kendim için yazdığım gizli bir manifesto ile karşılaşabilirim.

Varolma kudretimden eksilten bir senaryo ile…

Potansiyellerimi hayata aktaramamak, sıklıkla kendime ya da başkalarına karşı yıkıcı olmak, bana zarar veren döngüleri fark ettiğim halde içinden çıkamamak, yardım istememek gibi Sevgili Şapşiğim …

Oysaki kimi insanlar yollarına lokomotif gibi devam ediyorlar. Düşene, arkada kalana, kopana, ayrılana, takati kesilene, gidene bakmadan…

Her şeye yeter olmak, her şeyin üstesinden gelebilmek, kimseye eyvallah dememek gibisinden tavırlarla zırhlanmış bu insanlar; iç dünyaları bir mezarlığa dönüştüğü halde “acımadı ki” yanılsamasından vazgeçmeyenler.

Sanki betimlemeye çalıştığım bu şapşikler gerçekte kimseyi sevememiş , daha da acısı onları da pek seven olmamış ve bu çığlıklarını kalplerine sabitlemişler.

Halbuki tüm hayatlarımız kazanç-kayıp mantığına dayalı, savunmacı bir ticari ilişki formunda gibi.

Kıymetli olan ise; herkesi öldürmek pahasına yaşamak değil, ölmeden önce yaşamayı başarabilmekte.

Yaşamak, yaralanmaya açık olmak demek.

Tek başarımız yaşam karşısında nihai başarısızlığımızı sevgiyle kabul edebilmek ise erdemli olmaya attığımız ilk adım olsa gerek.

Her ölüm, erken ölüm olduğu gibi, her doğum da erken doğum sanki.

Çünkü bebek içine doğmayı seçmediği bir kaosa düşüyor. Bir anlamda ise bütün insanlık prematüredir diyebilir miyiz ?

Bu nedenle hep içine sığınacağımız bir yere ihtiyaç duyar gibiyiz.

Kimse olmazsa, kendi içimize…

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

“Ben” Dediğin Şey Ne? Kimsin Sen?

Sonraki Makale

Bir Dilemmanın Kalbinden

Related Posts
Devamını Gör

Kalpteki Nokta Uyanıyor

Zor zamanlardan geçiyoruz. Diller zehirli, gözler nefret kusuyor. Haklı olduğumuzu düşündüğümüz zamanlar bile bize ihanet etti. Aklımız bizimle dalga geçiyor. Duygu dediğimiz zalim salıncakta, bilinçsizce sallanıyor ne durabiliyor ne inebiliyoruz. Çığlık atabilmek için bile gücümüz yok. Kulaklarımız bize ait olmayan çığlıklarla çınlıyor. Aklımız bir kolumuzdan, kalbimiz diğer kolumuzdan çekiştirip, gözlerimizi kendi istedikleri dünyayı görmemiz için farklı renklere boyarken asında, kalbimizin en derinlerine gizlenmiş olan minik bir nokta uyanıyor!
Devamını Gör

İçimdeki Fırtına

İçimdeki dünyanın baskısının arttığı bir sıkışmışlığın içinde debelenip duruyorum bu günlerde. Bu aslında kalbimdeki birçok farklı devinimi içeriyor. Gerçek şu ki, zaman zaman delirdiğimi düşündüğüm çok anlar yakalıyorum düşüncelerimde. İç dünyamda bir baskı var, yani siyah bir arka plan üzerinde, bir tür beyaz arka plan gibi. Kalbimden gelen bu hislerimin dünyanın doğasına benzer bir gerçekliği var sanki. Ancak tüm bunlar dünyamın maddesine damgasını vuruyor ve kalbim yanıyor yol dost.