Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Aşk Sınırsız ve Mükemmel Bir Akış

İnsanların ortak problemi en çok kendilerini sevmeleridir. Bu egolarının sürekli alma isteğinde olmasından kaynaklanan doğal bir sonuçtur. Tabii ki kişinin hep kendisini sevmesi gerçek sevgiden kaynaklanmaz. Kendini başkalarından daha değerli ve daha yukarıda görmek ona haz verir. Bundan aldığı hazzı sever.

İnsanların ortak problemi en çok kendilerini sevmeleridir. Bu egolarının sürekli alma isteğinde olmasından kaynaklanan doğal bir sonuçtur. Tabii ki kişinin hep kendisini sevmesi gerçek sevgiden kaynaklanmaz. Kendini başkalarından daha değerli ve daha yukarıda görmek ona haz verir. Bundan aldığı hazzı sever. Kendine olan gerçek sevgi bu noktada imkansızdır zaten. Kişideki alma arzusu eksiklik hissiyatından gelir. Hep bir şeyleri kendinde eksik hisseder, kendisiyle barışık, ruhuyla bütün değildir. Bu yüzden alma arzusu kişiyi, kendinde hissettiği eksiklikleri saklama çabası yüzünden onu sürekli başkalarından daha iyi durumda görmekten zevk alır hale getirir. Böylece kişi kendini bununla avutmuş olacak ve kendini mutsuz hissetmesi için neden kalmayacaktır.

Sorsan yaradılışa ve Yaradana inanan herkes O’na olan sevgisinden bahseder. Aslında bu da gerçek sevgi değildir, korkudan ötürü söylenmiş içi boş sözlerdir. Sanki O’nun bizi sevme şartı bizim O’nu sevmemizden geçermiş gibi. O bizi her halükarda sever, tıpkı çocuk anneyi sevmese bile, annenin yine de onu sevmesi gibi. Asıl sorun biz O’nu sevme koşuluna nasıl geleceğiz. O’nun yarattıklarını sevemeyen kişi O’nu nasıl sevebilir ki?

Yaradılış olmasaydı Yaradan bilinir miydi? O’nun yarattığı iyi ve kötü, her şeye hayranlık duymayan kişi O’nu sevmekten hatta sevginin kendisinden bahsedemez bile. Çünkü sevginin kendisi Yaradan, tüm yaradılış da bu aşkın alametleridir.

Kendini belli kişilerin ve şeylerin sevgisiyle sınırlayan, kalbini her şeye, tüm varoluşa açmayan kişinin sevgisi bir gün bitmeye mahkumdur. Çünkü bu kalpten değil, egodan gelen kısıtlı bir sevgidir. Bir yanılsamadır. Kişi, kendi duygularını tatmin eden kişileri sever. Tıpkı şöyledir, bu kişi bana haz veriyor, kimyamız uyuşuyor, bana iyi bir psikoloji veriyor, o yüzden onu seviyorum. Ya da bu ağacın rengi hoşuma gitti, çok sevdim gibi.

Aşk, kişilerle ve nesnelerle sınırlandığı zaman, gönülden özgürce akmasına izin verilmediği zaman ileride bir sorun olacağı ve son bulacağı kesindir. Çünkü aşkın kendisi limitsizdir, sonsuzluk ve mükemmelliktir. Hepimiz birer kanalız ve bu kanaldan sınırsız bir sevgi akıyor. Bu sınırsızca gelen şeyi sınırsızca akıtamazsak, engel koyarsak bir gün bize sorun yaratacak. Musluğu açıp suyu serbest bıraktığını düşün, eğer musluğun ağzını tıkarsan en son musluğu patlatırsın. Bunu kimsenin bir anda yapması beklenemez tabii ki. Bunun için kabımızı günden güne büyütmeliyiz. Sevgiyi önce ufak şeylerle hissederiz, kabımızın gönlümüzün büyüklüğü ölçüsünde. Önce en yakınlarımızdan başlar, bu dünyada hayatımıza giren herkes, her şey bizim bunu pratik etmemiz için bir fırsattır. Aile, arkadaşlar, sevgili, çocuk, eş, hayvanlar vs. Önemli olan kişinin kendini az ile sınırlandırmamasıdır. Gitgide kabımızı genişletmek için uğraşmalıyız ki bu sevgi akışı bir bardaktan bir göle, oradan da ırmak olup denize kavuşsun.

Gerçek aşk sahibi hiçbir şeyde kusur görmez, her şeyde bir ahenk, bir güzellik görür. Hem kendinde hem kendi dışındaki her şeyde.  Gönül penceresinden baktığı herkeste kendini görür, nasıl onlarla aynı olduğunu, nasıl her şeyin mükemmel bir ahenk ve güzellik içinde olduğunu…

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Yüzünü Güneşe Dönen Gölgesini Ardında Bırakır

Sonraki Makale

Sanat ile Sanatçı Arasındaki Duvar Benliğidir

Related Posts
Devamını Gör

Ruhun Gözyaşları

Doğada her şey bizim onu inceleyerek kendimizi tanımamız ve gerçekleri idrak etmemiz için bize Tanrı tarafından verilmiş bir hediyedir. Mesela kozadaki bir kelebekte bile kendi ruhumuzun gelişim  evresini görebiliriz. Tırtıl, kelebeğe dönüşür. Tırtıl artık yoktur, ölmüş mü dür? Hayır, sadece dönüşmüştür.
Devamını Gör

Aramızdaki Demir Duvar

İlk etapta var olmak için ihtiyaçları olan arzuları var; yemek, barınak, aile, cinsellik gibi temel bedensel ihtiyaçlar… Bunu para kazanmak ve zengin olmak takip ediyor. Daha sonra halkı kontrol etme ve onlara hükmetme arzusu ve akabinde de bilime yani hayatın özünü keşfetmek isteyenler var.
Devamını Gör

Hayatın Nefesi

Diyorlar ki düşlemek hayatın nefesidir. Rastlantı ise, hayatın nehirleri suyu yerine taşıması için… Geçeklik adını verdiğimiz fiziksel dünya ve sanal sonsuzluğuyla tüm evren, zaman içermeyen şu andan önce hiç var olmadı ve sonrasında da var olamayacak gibi biz düşleyen insanlar için. Çünkü düşleyen insan, her şeyin düş olduğunu ve düşe ait olan ekranın her şeyi kapsadığını bilir.
Devamını Gör

Gözlerde de Duvar Oluyormuş Meğer!

Saklananlar dünyasında, saklı olanı aramak ne zormuş! Baktığın her gözde duvara çarpmak, duvardan duvara çığlık atmak, sesin, nefesin kesildiğinde bile, bir nefes olsun bulamamak ne zormuş! Böyle mi seviyorsun sen Sevgili? Gözlere duvar çekip, o duvarın önünde birbirimizi yememizi mi seyretmek istiyorsun? Her birimizi camdan fanuslara koyup, kimsenin kimseyi duyamadığı, kimsenin kimseyi umursamadığı bir dünyadan yükselecek haykırışlara mı muhtaçsın?