Diyorlar ki düşlemek hayatın nefesidir. Rastlantı ise, hayatın nehirleri suyu yerine taşıması için… Geçeklik adını verdiğimiz fiziksel dünya ve sanal sonsuzluğuyla tüm evren, zaman içermeyen şu andan önce hiç var olmadı ve sonrasında da var olamayacak gibi biz düşleyen insanlar için. Çünkü düşleyen insan, her şeyin düş olduğunu ve düşe ait olan ekranın her şeyi kapsadığını bilir.
Hayat dediğimiz bu şey sanal ekranımızdaki çok renkli muhteşem bir müzikal. Tek yazarı, oyuncusu ve izleyicisi olan ise benim…
Benim için düşlemek demek, ’’yapmak’’ demek. Düşlemek, dünyayı yaratan ve olmasını istediğin şekilde yöneten enerjiyi kullanmak gibi. Dünyanın, özel bir dünyanın vücut bulması için yapmam gereken tek şey ise düşlemek.
Dışarıdaki dünya yassı, sanki iki boyutlu bir teknoloji; kendi görüntülerimi yansıttığın boş bir ekran. SORGULAMAYAN insan, böyle bir ekranın varlığından ve ilişkilerden oluşan bir illüzyonun içine girdiğinden bihaber şekilde adım atar hayata. SORGULAMAYAN insan için filmin içine girmek, filmin bir parçası haline gelmek, gündelik bir olay. Bilinçsiz bir şekilde bu dünyaya girip çıktıkça, giderek artan bir oranda kendi yansımalarının kurbanı olur.
Unutmayalım ki tüm evren, senin varlığının soluk bir gölgesi sadece. Dünya sen varsın diye var; sen olmazsan dağılıp gider. Her şey senin ellerinde. An itibariyle düşlemekte ve ister iyi ister kötü olsun gerçeği bizzat yaratmaktayız. Her şey bize bağlı. Her şey bizim ona yüklediğimiz anlamı taşımakta ve biz evrenin tohumlarıyız…
Biz hem muhteşem, güzel ve güçlü olan her şeyiz hem de hiç bir şeyiz; hiç bir şeye sahip değilsek hiç bir şey de yapamayız. Fakat yine de her şey bizden doğar. Her şeyin kaynağı, kökü ve sebebi biziz.
ÖYLEYSE, erişilemez olana dalmaya, görünmez olana dokunmaya cüret edelim…Gölge nasıl kaynağı olan şeyin peşinden ayrılamıyorsa, gerçeklik de bizi öylece izler; bunu kavrama cüretini gösterelim yeter ki…
Düş, zamansız boyutta, sonsuzlukta, dikey zamanda, içinde bulunduğumuz anda gerçekleşen plan. Bunun nasıl olduğunu sorma; bu açıklanamaz. Önemli olan samimiyet ve dürüstlük. Tek ihtiyacımız, daimi bir gerçek olan kendi varlığımızın farkında olmak. Sebat edersek, hayatımızda başarısızlığa yer olmayacak.
KENDİNİ YÖNETMEKTİR, güzelliğin ve gücün serbestçe akmasını sağlayan şey… Acı çekme ya da ölme zamanı değil şimdi; YENİ BİR DÜŞÜ DANSA KALDIRMA ZAMANI!





