Başkaları olmak zorunda hayatımda. Yoksa hiçbir şey hissedemem.
Hayatımdaki hislerimi gözden geçiriyorum. Acıkıyorum, susuyorum, neslimi devam ettirmek, uyumak ve vücuduma aldıklarımı dışarıya atmak istiyorum. Başkaları olmadan bunların dışında ne isteyebilirim?
Başka insanlar sayesinde imrenmeye başlıyorum. Onların hayatları, davranışları beni etkiliyor. Eski ben kalmıyor artık. Onların arasına girdikten bir saniye sonra tüm benliğim başkalaşım geçiriyor.
Su gibiyim, içinde bulunduğum yerin şeklini alan.
Başkaları olmadan basit bir kurma oyuncak gibiyim. İhtiyaçlarımı karşılamak için harekete geçerim, sonra yorulur, uyku ihtiyacım için dinlenirim.
Kimin ne düşündüğünün ne anlamı olabilir? Kimse yoktur ki… Kim beni etkileyebilir?
Zamanla görürüm ki, isteklerim de çekincelerim de tamamen başkaları ile ilgili. Başkaları olmasa kendim diyebileceğim hiçbir şeye sahip değilim.
O zaman ben denilen şey başkalarının toplamı ve toplamın değişim geçirmesi. Bu değişim, sonrasında başkalarını da etkiler. Sanki ben denilen şey her şeyi değiştiren bir geçiş hattı gibi.
Öyleyse kendim hakkındaki her şey için dışımdakileri incelemeliyim ve görmeliyim ki, tamamen onların özelliklerine sahibim.





