Kalbim kırılacak, kalbimiz kırılacak ve bizler de bu kırıklıklardan büyüyeceğiz. Hayatın yolu ızdıraplardan refaha doğru önümüzde uzanmaktadır. Biz bugün bu gerçeği görmesek de hayat bize her an bir öğretmen gibi öğretmektedir hayatımızın her adımını.
Durmadan savurduğumuz ömrümüzü sadece birbirimize tutundurarak anlamlı kılabiliriz. Bu imkânsız değildir, hayal değildir, ütopya hiç değildir. Bu ulaşılması gerekendir, hayatın bizi anbean ittiği noktadır. Her şeyi dipten, sıfırdan ama tek başımıza değil, ortak bir sorumluluk bilinciyle inşa edeceğiz.
Bu hayatta hepimiz cama vuran yağmur damlaları gibiyiz. Tek başımıza kayboluyoruz, geçip gidiyoruz yaşamanın tadını alamadan. Diğer yağmur damlaları ile birleştiğimizde ise büyüyoruz, güçleniyoruz. Her birimiz, hayatımızda bir başkasına gerçekten yer vermediği her lahzada karanlık dipsiz bir kuyuda gibidir. Sadece bazılarımız bunun farkında bazılarımız ise deve kuşu gibi kafasını kuma gömmekle meşgul olmaktadır. Fakat hepimiz günün sonunda kafamızı kumdan çıkaracağız, çıkarmaktan başka bir seçeneğimiz kalmayacak. Sonra yalnızlığımızı göreceğiz. Hayatımızın dar bir boğaz olduğunu ve kendimizden başka bir yer olmadığını hissetmeye başlayacağız.
Bu dar boğaz bize bir mezar gibi gelecek belki. Hayatın tatsızlığı bizi çepeçevre sardığında bir çıkış yolu bulmak için çırpınacağız. Ve göreceğiz ki buradan tek başına çıkmanın imkânı yok, yolu yok. Tüm insanlığın birbirine göbekten bağlı olduğunun idrakine vardığımızda bu dar boğazdan çıkışın bir yolunu bulacağız. Birbirimize tutunacağız, birbirimizi kollayacağız, geride kimseyi bırakmadan ilerleyeceğiz. Sonra gözümüzü alabildiğine uzanan bir denize açacağız, sonunda rahat bir nefes alacağız. Ciğerlerimize çektiğimiz sevginin ve birliğinden doğan güç bize hayat olacak, şifa bulacağız. Ve ne kadar çok ızdıraptan geçmiş olsak da hayatın buna değer olduğunu, yaşamaya değer olduğunu iliklerimize kadar hissedeceğiz.





