Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Hayatlarımızın Miladına Doğru

Bazen hepimize bir anda gelen, her şeyi bir kenara bırakma ve kaçıp gitme fikri çok cazip gelmiştir. Sanki kaçıp gitmek, bize pek çok şeyi unutturacak, yaşadığımız stresten ve omuzlarımızdaki binbir çeşit sorumluluktan bizi kurtaracak bir yol gibi hissettirir.

Bazen hepimize bir anda gelen, her şeyi bir kenara bırakma ve kaçıp gitme fikri çok cazip gelmiştir. Sanki kaçıp gitmek, bize pek çok şeyi unutturacak, yaşadığımız stresten ve omuzlarımızdaki binbir çeşit sorumluluktan bizi kurtaracak bir yol gibi hissettirir. Ve kaçmak istediğimiz lokasyonlar, kafa dinlemeye bire bir olan, insanlardan uzak yerlerdir. Çünkü, stresli olan işimiz, ailemiz, okulumuz vb her şeyin ötesinde, direkt olarak insan kavramıdır. Bize kaçıp gitmeyi arzulatan her duygunun kaynağı, dışımızda gördüğümüz dünyanın insanları ve o insanların üzerimizde yarattığı baskı, stres, mutsuzluk, kaygı ve huzursuzluk gibi rahatsızlık veren duygulardır. Tam da bu yüzden kendimizi, bizi bu duygulara maruz bırakacak ihtimalleri ekarte eden noktalarda konumlandırmak isteriz. Bu isteğin gündelik hayatımızdaki dışa vurumuna da kafa tatili deriz.  Bu tatilin bizi bazen rahatlattığını düşünsek de (ki bu yadsınamaz bir gerçektir) gün sonunda gündelik hayatımızın rutinine döndüğümüzde, her şey sanki kaldığı yerden devam eder, ta ki, ikinci bir buhranın döngüsüne kapılana kadar. Böyle böyle geçirdiğimiz senelerin, kaçırdığımız bir hayatın kaybının kederini ve pişmanlığını genelde bir başkasına verdiğimiz tavsiyelerden anlamak mümkündür. Bu durum, bizlerin hiçbir zaman ihtiyacımıza cevap verecek bir döngünün içinde olamadığımızı gözler önüne serer.

Gerçek ihtiyacımızın kafa tatillerinin çok daha ötesinde, daha derinlerde yattığını anlayabilseydik ve bu anlayışla beraber kalan hayatımıza yeni bir sayfa açabilseydik, birbirimizden kaçmayı mı, yoksa birbirimiz için daha fazla nasıl vakit ayırabiliriz diye düşünmeyi mi tercih ederdik? Herkesin bir diğerinin işini kolaylaştırdığı bir toplumda, ailede, okulda, iş yerinde ve aklımıza gelebilecek her türlü mecrada, hangimiz kaçmayı arzularız? Hangimiz takmak zorunda kaldığımız maskelerin ağırlığı altında eziliriz? Maskelerimiz öyle bir işlemiş ki yüzlerimize, duygularımıza, hayatımıza, bu maskeleri bir an için bile çıkarabilmek, çoğu zaman imkânsız geliyor.

Başını alıp giden bir insan harcama kervanında, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetini bir kenara atmamız, özellikle bugünlerde daha çok farz oldu. Hayatın da bize türlü türlü sorunlarla, afetlerle, yoksullukla, intiharlarla, depresyonla ve daha nicesiyle anlatmaya çalıştığı durum, tam olarak budur. Artık, deve kuşu gibi kafamızı kuma gömmeyi bırakmak zorundayız. Hayatımızın devamlılığı ve refahı için, bu durumun seçimlerimizin çok daha ötesinde, bir gereklilikten ileri geldiğini hissetmemiz şart. Hepimiz, birbirimizin acısını duymamak için tıkadığımız kulaklarımızı açmalı ve birbirimize artık, sağduyu dizginleri ile adım atmalıyız.

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Nesin Sen?

Sonraki Makale

Mutsuz Aile Belgeselcisi

Related Posts
Devamını Gör

Sürgünden Çıkış İçin Son Çağrı

Şurası bir gerçek; insanlık olarak hayatımızın en gelişmiş dönemini yaşıyoruz. 2024 yılı verilerine göre ortalama yaşam süresi 73 yıla çıktı. Bu uzun hayatlarımızda ihtiyaç duyduğumuz her tür konfor elimizin altında… Bir düğmeye basarak elektriğe, sıcak suya kavuşuyoruz. Uygulamalar üzerinden verdiğimiz siparişlerle yiyeceklerimiz kapımıza geliyor.
Devamını Gör

Yaraların İyileşmesi

Sanırım insan kendi kendinin kurbanı. İçine korku ve şüphenin tek bir zerresi bile girse, onun etrafından dolaşmayı atlıyor suçluluk ve acılardan özgürleşerek.  Dünyamdaki cennet, yani gezgin cennet şu an elimde. Dışımdaki katmanları delerek kendi gömülü irademe ulaşarak ve buradaki sonsuz zenginliği ve bolluğu görme çabamla…
Devamını Gör

Kimi Öldüreceğiz? Hepsi Bize Benziyor

Ülkeler arasında güven ilişkisine baktığımızda, hepimizin bildiği gibi, durum çok korkunç. Ülkelerarası anlaşmazlıklar toplu ölümler getireceği gibi, geleceğin yüzyıllar sonrası yaşamını yok edecek kadar acımasız olabilir. Oysa ki, her ulus savaşarak, başkalarını yok ederek, acılarla dolu bir geçmişi arkada bırakıp, kendi sınırlarını çizmişti. Bu şekilde, kendilerini başka ülkelerden koruyacaklardı.
Devamını Gör

Uçmaya Hazır Mısın Öğrenci?

Ders çalışırken neden sık sık isteksizlik yaşadığını hiç düşündün mü? Sadece ders çalışırken de değil… Hayatta yapmamız gereken şeylerde genel olarak bir isteksizlik hali yaşayabiliriz. Bu durum sadece senin başına gelmiyor, çoğumuz aynı sorunla mücadele ediyoruz. Yalnız değilsin, seni anlıyorum.