Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Pandemi Sadece Bir Bahane

Evlere tıkılmak hoş bir şey olmasa da insanlar pandemi hafifleyince yine evde kalmayı yeğliyor. Neden? Çünkü aslında birbirimizi ne kadar da sevmediğimizi fark ediyoruz. İşten, insanlardan, okuldan, hayattan uzak olmak için adeta anı kolluyoruz.

2019’un Aralık ayında başlayan ve hala etkisini sürdüren Covid-19 salgını artık bir kısır döngüye dönüştü ve daha uzun yıllar bizlerle kalıcak gibi de duruyor. Geçtiğimiz günlerde Bill Gates Covid-19’un bitişi için tarih verdi ve 2022 yılının ortasında neredeyse tamamiyle bitecek dedi. Fakat rakamlar aynı şeyi söylemiyor ve ölüm oranları dünya genelinde aşılamaya rağmen hala çok yüksek.

Aslında bu pandemi insanoğlu için bir bahane. Biraz düşünün, ne demek istediğimi siz de anlayacaksınız. Home officeler, evden eğitim, sınıfta kalmama, oturduğun yerden para kazanma, bence bunlardan kimsenin şikayeti yok hatta vaka sayıları düşmese de okula veya işe tekrar gitmek zorunda kalmasam, o insanların yüzünü görmesem diyen pek çok kişi var.

Evlere tıkılmak hoş bir şey olmasa da insanlar pandemi hafifleyince yine evde kalmayı yeğliyor. Neden? Çünkü aslında birbirimizi ne kadar da sevmediğimizi fark ediyoruz. İşten, insanlardan, okuldan, hayattan uzak olmak için adeta anı kolluyoruz.

Birbirimizden o kadar nefret ediyoruz ki pandemi gücünü hafiflettiği yaz aylarında ve sonbahar başlarında dünya tekrar birbirine girdi. Tüm devletlerde bir silahlanma yarışı başladı. Amerika başkanı Joe Biden Çin’e karşı adeta “Soğuk savaş” uyarısında bulunurken Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın kendi ordusu kuruluması için üye devletler üzerindeki baskıyı iyice artırdı.

Bunun gibi bizim ülkemizin de içinde olduğu daha pek çok durumla karşılaştı dünya. Doğanın değişmeyen kanunu olan etkiye tepki, pandeminin tekrardan baş göstermesine neden oldu.

Salgının daha ilk çıktığı döneme geri dönelim. Herkes evlere kapandı ve noldu? Bir anda doğa da cevap vermeye başladı. İstanbul boğazında ve Venedik kanallarında yunuslar görünmeye, doğa tekrardan canlanmaya başladı.

Demek ki doğa bize ne diyor? Birbirinize zarar vermeyin, dokunmayın birbirinize diyor. Herkes kendi kabuğuna çekilince bir anda dünya daha az problemli bir yere dönüştü.

Bu nefretin kaynağı egomuz. Evet egoyu asla yok edemeyiz çünkü varoluşun ana maddesidir ego, o olmadan var olamayız. Ama egomuzu pasifleştirebiliriz, karşıdakinden sürekli almak yerine ona bir şeyler verebiliriz. Bunun için insanın doğru bir çevreye ve buna yardımcı olacak doğru bir rehbere ihtiyacı var.

Aksi takdirde biz sadece kendimizi düşünüp birbirimizden nefret ettikçe de maalesef bu durum böyle devam edecek. Eğer biter ise de bir başka felaket veya pandemi gelecek. Örneğin mi? Şuan Avrupa’da koronavirüsten daha bulaşıcı ve daha ölümcül olan kuş gribi inanılmaz bir hızla yayılmaya başladı. İşte başka bir bahane daha…

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

İnsan Nasıl Mutlu Olur?

Sonraki Makale

Hayatın Sırrı

Related Posts
Devamını Gör

Gelecekte Ne Olacak? 

Günümüz dünyası, değişim ve belirsizliğin kol kola gezdiği bir arenaya dönüşmüş durumda. Teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerlerken, küreselleşme tüm toplumsal yapıları derinden etkiliyor. Ekonomik sistemler sorgulanıyor, eşitsizlikler artıyor ve insanlık yeni bir çağa, bilinmeyene doğru ilerliyor. Peki, bu karmaşık ve kaotik ortamda insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?
Devamını Gör

Aç Olan Karnım mı?

''Toplumumuzu yok edecek ve virüsle bile hasta olmayan milyonlarca insanın hayatını alacak büyük bir açlıkla karşı karşıya kalabiliriz.’’ diye bağıran zihnimde ki seslerin, içimde bir yerlerde, yanlış noktaları tetiklediğini fark ettim. Gördüm ki hiç doymuyorum ve sürekli atıştırma ve tıkınma halindeyim. Neden peki?.. Aç olan karnım mı? Hangi duygumu doyuramıyorum? Bütün bunlar neden oluyor?
Devamını Gör

Ulus Olmak

Aileler büyüdü, kabile oldu. Kabileler büyüdü, ülke oldu ve nihayet yirmi birinci yüzyıldaki devletlere kadar geliştik. Atalarımızın ortak tarihiyle birlikte kendimizi bu topraklarda bulduk. Ekmeğini yedik, suyunu içtik. Yan yana savaştık, öldük, dirildik, yedik, içtik, bayramlar yaptık, hüzünler yaşadık, kucaklaştık, kavga ettik... Ama ulus olamadık.