Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Seni Göremiyorum

İnsan her şeyi anladığını, gördüğünü, hissettiğini sanıp, bu meseleleri paketleyip hayatın halledilmiş işler rafına koyduktan hemen sonra anlıyor ki ne bir şey görmüş ne de hissetmişim. Halbuki insanları okumak, anlamak ve hissetmek uğruna gözlerimi dört açmış, hayatıma giren her insanın etrafında 360 derece dönerek, hızlı hareketlerle açı değiştirip, ‘Daha ne görmeliyim acaba?’ diye onları odağım yapmıştım.

İnsan her şeyi anladığını, gördüğünü, hissettiğini sanıp, bu meseleleri paketleyip, hayatın halledilmiş işler rafına koyduktan hemen sonra anlıyor ki ne bir şey görmüş ne de hissetmişim. Halbuki insanları okumak, anlamak ve hissetmek uğruna gözlerimi dört açmış, hayatıma giren her insanın etrafında 360 derece dönerek, hızlı hareketlerle açı değiştirip, ‘Daha ne görmeliyim acaba?’ diye onları odağım yapmıştım.

Şimdi ise kendi dışımda kalan canı, canlılığı değil, onların benim içime düşen izdüşümünü yorumlayıp hissettiğimi anlıyorum. Onların ne olduğuna, özlerine dair hiçbir fikrim yok. O özün bana çarpıp, bende bıraktığı izi, sesi, kokuyu çalışabiliyorum sadece.

Aymaya gelmişiz demek! Şimdi hayatımın halledilmiş işler raflarına dönüp, bir daha açmamak üzere paketlediğim her deneyimi yeni baştan çalışmam gerek. Çünkü o paketi yapanla, şu ana yansıyan ‘ben’ aynı ben değiliz. Şimdi başka birinin deneyimlerinin içinden geçermişçesine gündemsiz ve tarafsız bakmaya daha yakınım.

Her insan bir denklemmiş meğer! Evrenin en büyük denkleminde yerini alması, başka birinin başlattığı denklemin içine girip onu tamamlaması ve başka biri tarafından da tamamlanması gerekiyormuş.

Birbirine benzeyen iki insan bile yok. Herkes biricik ve tek. Birinde olan nitelik, tüm evrenin içinde ondan başkasında yok demek ki. Üstelik bundan bir tek onun haberi yok!

Hayatı her seviyede çalışmaya gelmişiz. Çok şanslıyız ki, yola, çok üst seviyelerde hayatı çalışan insanların bizlere miras bıraktığı izlenimlerinden beslenerek başlıyoruz. Demek ki, hayat o kadar da zalim değil, her seferinde bizi tekrar sıfır noktasına göndermiyor.

O halde kendime şunu soruyorum: ‘Ben kimin, kimlerin denklemini tamamlamalı, kimler tarafından tamamlanmalıyım?’ Ama bu sorunun öncesinde belli ki neyin eksik olduğuyla tanışmalıyım.

Eksik olan şey, birbirimizi göremediğimiz, duyamadığımız, hissedemediğimiz! Kendi hücrelerime baktığımda, beni dış dünyadan ayıran sınırı görememem, hangi hücrenin bana, hangisinin dış dünyaya ait olduğunu ayırt edememem. Bir şeye dokunduğumda, bu eylemin beni onun özüne dair hiçbir algıya götürmemesi. İşte eksik olan şey bu!

Seni göremiyorum, sadece seni kendi içimdeki enstrümanları kullanarak çalışıyor, yorumluyorum. İçimde o hisse karşılık gelen bir denklem yoksa, seni hissedemiyorum. Sözlerin zihin kütüphanemde yoksa, seni duyamıyorum.

Ama beni dış dünyadan ayıran sınırı ve bu sınırın sebebini bulur ve kendimi kendi sınırlarımdan ayıklayabilirsem, işte o zaman seni göreceğim, duyacağım ve hissedeceğim. Hem de kendimi sana katmadan, yorum yapmadan! İşte o zaman sadece sen olacaksın, ben yok olacağım.

Narın içindeki küçük taneciklerin kendini nar sanması hezeyanında kaybolmuşum meğer. Her bir taneyi birbirinden ayıran o zar ortadan kalksa ve her biri birbirine karışsa, her bir tane kendi içindekini nara aktarabilse keşke!

Belli ki kendini seven başka kimseyi sevemiyor. Bu sevgi, nar tanelerini birbirinden ayıran o zara dönüşüyor ve her taneyi kendi dünyasında yalnızlığa ve varsaydığı bir dünyaya mahkûm ediyor demek ki!

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Sevgiliye Mektup

Sonraki Makale

İmkânsızı Fethet

Related Posts
Devamını Gör

Aynı Çadırdayız Kardeşim

Sadece birkaç dakikalığına, özel bir çadırda birlikte olduğumuzu hayal edelim kardeşim. Bu, öyle bir çadır ki, kardeşlik evriminin dizayn edildiği özel bir yer. Etrafında, bizi cezbedecek hiçbir şey yok. Sadece, çadırdan çıktığımızda, “Bağ Kurmuş Kardeş Dünyanıza Hoş Geldiniz” yazan bir tabela görüyoruz.
Devamını Gör

Çocuklara Yönelik Şiddet

Çocuklar, toplumumuzun en savunmasız ve değerli bireyleri olarak geleceğimizi şekillendirirler. Ancak ne yazık ki, bazen aileler ve öğretmenler arasında bilinçsizce veya farkında olmadan gerçekleşen psikolojik şiddet biçimleri, çocukların duygusal ve zihinsel sağlığını tehdit edebilmektedir.
Devamını Gör

Ekolojik Problemler

Öncelikle insan doğasını inceleyecek olursak insanın sürekli mutlu olmak ve haz almak, bir nevi doyum almak derdinde olduğunu görürüz. Toplumun farklı katmanlarında haz ve doyum farklı olsa da özümüz haz almak üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla haz alamazsak hayatı karanlık ve yaşamaya değmeyen bir yer olarak algılarız. Dünyayı, amaçsız ve anlamsız olarak görmeye başlarız. Bu yüzden arzularımızı tatmin etmeye çalışarak yaşar, ne pahasına olursa olsun mutluluktan mutluluğa koşar ve arzularımızı egoistçe tatmin ederiz.