Elinin değdiği her işte, mucizeler yaratan bir usta tanıdım. Çok şanslıyım, hiç hak etmediğim halde, atölyesinde barındım. Yanındayken gördüklerime çok şaşırdım. Çünkü, ‘bu toprakta olmaz’ diyenlere rağmen, ağaçlardan ve çiçeklerden yarattığı cennete tanığım. Bilmem, nasıl anlatayım ama gerçekten aşkla çalışan bir usta tanıdım. Mantıksız gelebilir ama gördüklerimi paylaşayım.
Tükettiğinden fazlasını üreten ve bununla da kalmayıp, başka insanların mutluluğu için ter döken bir ustayı izledim. Kendi menfaatini gözettiğini, hiç kimsenin söyleyebileceğini zannetmem. Hatta, hayatta alabileceği birçok şey varken, hiçbirini almadığına şahitler sunarım. İşte, öyle yüce bir usta tanıdım.
Üstelik, atölyesinde, başka hayvanlarla da tanıştım. Hayvan dediğime bakmayın, ustanın ellerinde yetişen köpeğin, utandığını görünce, kendime ağladım. O, atölyenin en eskisiydi, benden sonra papağan geldi, bana vasatlığımı gösterdi. O, susmayı öğrendi, lakin ben öğrenemedim. Usta onu aldığında, tüyleri dökülüyordu, uyuz gibiydi, üstelik, çok vahşiydi. Usta, ona, erdemli ellerle dokundu. Çok kısa sürede, ısırmayı bıraktı ve uysallaştı. Usta, ona, sevgiyle melodiler seslendirdi. Tüyleri, Anka Kuşu gibi gürleşti ve o kuş beyinli papağan, ben kovulduğumda, ustaya şarkılar söyleyerek, şükranlar sunuyordu.
Tabii ya, anlatma vakti geldi; ben, o atölyeden kovuldum. Zaten, atölyeye alınmış olmam, bir lütuftu. Atölyede her şey onarılırken, ben bozuk kalmıştım. Dedim ya, köpek utandı, lakin, ben utanamadım, papağan sustu, ben susamadım.
Ustaya yalan söylemek de imkânsız. Burnumuz uzamazdı, fakat o, bizi kokumuzdan tanırdı. Öyle bir usta ki; yaptıklarımızı görüyor, yapacaklarımızı biliyor, hatta yapmayı düşündüklerimizi dahi, yüzüme vuruyordu. Üstelik, bunu yaparken, canımızı acıtmıyor, merhametini sergiliyordu. Tüm bozukluklarımızı görüyor, fakat, nefret etmiyor ve şefkatle onarıyordu.
Tabii susmayı beceremeyince, dinlemeyi de öğrenemedim. Atölye hayatım sonlandı, tamirim yarım kaldı. Köpek ve papağan, atölyede kalmayı başardı. Aslında, köpek görevi çoktan tamamlamıştı, utanmayı başarmıştı. Muhtemelen papağan da birçok görevi tamamlamıştır. Ben atölyeye tekrar alınır mıyım, bilinmez, fakat, uzaktan izlerim atölyeyi ve usta bilir bunu.
Anlattıklarımı sakın unutma. Belki bir gün, atölyede açarsın gözlerini ve gördüklerine şaşırırsın. Papağanı ve köpeği izle, onları küçük görme. Unutma, atölyede senden eskiler ve senden daha tecrübeliler.
Son olarak, sakın, ustayı kulaklarınla dinlemeye kalkma!





