Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Gecenin Akıllısı

Hepimiz böyle miyiz? Evet bir şeyden, pek çok şeyden korkarız. İnsanların bizim hakkımızda ne düşüneceklerinden ve bizim hakkımızda ne söyleyeceklerinden korkarız. Çocuklarımız için o kadar çok aşamada korkuyoruz ki, bunu tarif etmeye bile başlayamam. Virüsten korkarız, iklimden korkarız, teröristlerden korkarız, tanıdıklarımız, iş arkadaşlarımız ve patronlarımız tarafından kullanılmaktan korkarız ve geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için korkarız.

Tüm hayatım hayal kırıklığı ve zorluklarla dolu bir arayış. Ve tüm bunlar, alma ve verme, ışık ve karanlık arasındaki tüm bu gerilimlerden kıvılcımlar çıkarabilmem için. Yalnız ışık ya da tek başına karanlık bana yardım edemez, ancak sadece birini diğeriyle çarpıştırdığımda, sanki taşı taşa çarpıyormuşum gibi, kıvılcımlar saçarım.

Bu satırı yazarken zihnimin arka planında beliren resim şuydu; çocukluğumda iki arkadaşım birbirleriyle tartışırken iki elimin işaret parmağını birbirine sürterek konuşmalarının alevlenmesine destek olurdum ahaaa şimdi bu eylemin anlam kazandı, çok geç oldu ama olsun…

Beni dolduran ve maddenin ötesinde böylesine yüksek anlayışlara götüren bu kıvılcımlardır ki, onların içinde özüme doğru yol alış ve doğadan gelen gücümü edinmeye başlarım belki de… Aslında yaratılışın içinde O’na doğrudan ulaşacak, O’nu anlayacak ve hissedecek hiçbir yeteneğim yok.

Fakat tam da karanlığı aydınlatan kıvılcımları üreten bu sürtünme sayesinde Yaradan’ın benim için hazırladığı yolu anlamaya başlayabilirim. İnanın bana bunları yazdıran ve hissettiren şey ne oldu henüz bilmiyorum. Ancak şunu biliyorum ki, pek çoğunda eylemlerimi neyin motive ettiğinin farkında değilim.

Hayatımı adeta otomatik pilotta geçiriyorum ve yaptığımı yapmama, söylediğimi söylememe ve düşündüğümü düşünmeme neden olan şeyleri nadiren düşünüyorum. Bunun iyi bir nedeni var. Hiç kimse gibi bende eylemlerimi motivasyonumun sebebinin korku olduğunu anlamak istemiyorum. Sürekli kaçış modu içindeyim ve bunun düşüncesi ise dayanılmaz.

Hepimiz böyle miyiz? Evet bir şeyden, pek çok şeyden korkarız. İnsanların bizim hakkımızda ne düşüneceklerinden ve bizim hakkımızda ne söyleyeceklerinden korkarız. Çocuklarımız için o kadar çok aşamada korkuyoruz ki, bunu tarif etmeye bile başlayamam. Virüsten korkarız, iklimden korkarız, teröristlerden korkarız, tanıdıklarımız, iş arkadaşlarımız ve patronlarımız tarafından kullanılmaktan korkarız ve geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için korkarız.

Kısacası, farkında olmadan hayatımızı her an şekillendiren ve belirleyen bir korkular ağı içine düşmüş durumdayız. Dahası, yaşadığımızı, var olduğumuzu bu ağ aracılığıyla hissederiz. Minerallerden bitkilere ve hayvanlara, insanlara kadar etrafımızda bulunan her şeyden aldığımız baskılar, bizim bu dünyayı ve kendimizi onun içinde hissetmemizi sağlıyor.

Ancak, bu olumsuz bir duygu. Her şeyden korkarız. Hayattan zevk almaya çalışıyoruz ama tek aldığımız adını siz koyun hükümetten, bankadan, patrondan, çocuklardan, Sosyal Güvenlikten gelen baskılar. Hiç kimse ve hiçbir şey bizi rahatsız etmiyorsa, kendimizi mutlu sandığımız bir noktadayız. Ama bu mutluluk değil; acının yokluğu sanırım. Ne dersiniz?

Korkmayı bırakamayız çünkü bu, dünyanın ve bizim inşa edilme şeklimiz. Ancak, bizi korkutan şeyleri değiştirebiliriz ki bu da duygularımızı değiştirecektir.

Birçok zor durumdan geçeriz, o zaman aniden zifiri karanlıkta ve anlaşmazlıkların içindeyizdir, Tamda bu sırada özümüzü bilmemizi sağlayan aydınlık parıldar, sonra bir başkası ve bir başkası.

Bu tür birkaç kıvılcım tutuşturduktan sonra, artık O ve O’nun eylemlerini nasıl tanıyacağımızı hissederiz. Tabi ki gecenin akıllıları değil isek…

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Tüketimden İbaret Bir Kültür

Sonraki Makale

İnsan Doğası

Related Posts
Devamını Gör

Karanlıkla Yüzleşen Bilgelik

‘Kendi hayatım’ dediğim deneyimlerin içinden geçerken, çoğu zaman, zamanın acımasız itiş gücüne, ‘Duran ölür’ şeklinde kulağıma bıraktığı, biran için irkilmemi sağlayan müdahalesine, aba altından sopa göstermesine rağmen, kendimi kenara çekip, içine düştüğüm deneyimi 3600 incelemeden yoluma devam edemem. Bu benim varlığımı daha anlamlı hale getirme yolum.
Devamını Gör

Yolcu

Farz edelim, bir yolcu var. Uzun da bir yolu, parkuru var. Kat edeceği parkurun üzerinde, eşit olmayan aralıklarla sıralanmış, içinden geçmek zorunda olduğu ormanlar da var. Her ormanın girişinde yol geniş, ferah, güzel ve kesintisiz. Fakat ormana girildi mi yol kesiliyor, ormanda toprak yol bile yok; o ormandan önceki geniş ve kesintisiz yola ancak o ormandan çıkıldığında kavuşulabiliyor. Yolcu geniş yolu izliyor ve ormana giriyor. Yol olmayan orman yolun şaşırıldığı, kaybedildiği, içinden çıkılmaz bir labirent gibi.
Devamını Gör

Korku ve Umut

Hayatımız, iniş çıkışlarla dolu karmaşık bir yolculuktur. Bu yolculukta bize rehberlik eden, yön veren ve derinlerde bir yerlerde anlam arayışımızı tetikleyen güçlü duygularla karşı karşıya kalırız.
Devamını Gör

Kötülüğün Tanınması

İyilik ve kötülük içimizde sürekli savaş halinde! Bu hal, hızla maddeleşip, dış dünyaya tezahür ediyor. Gözümüz savaş alanlarında ızdırap çeken insanlarla dolu. Ama sanmayın ki savaş bununla sınırlı. Biz insanlar, asıl savaşı içimizdeki kötülükle tanıştığımızda vereceğiz. Can havliyle onun yüzüne korkusuzca bakıp, onu dönüştürme yoluna, dönüştürenin kucağına atacağız kendimizi. Ama önce bu halin bizi nelerden alıkoyduğunu, bize yaşattığı mental ve duygusal körlüğün neye mal olduğunu, kalplerimizdeki kiri nasıl temizlememiz gerektiğini anlamak için onu tam ölçüsünde, olduğu halinde, eylem halinde yakalamalı ve köşeye sıkıştırmalıyız.