Geriye kalan her şey bu ana noktadan çıkan çizgiler ve çizgilerin duraklamalarındaki noktalardır. Vücuttaki kalp gibi… Arzusu olmayan bir insan ölü gibidir. Peki ortaya çıkan bir arzu nasıl hayatta kalabilir?
Şunu çok iyi anlamalıyız ki, zorluklar arzuların toprağıdır. Zorlukların yatağında kişinin vazgeçmeden elinden geleni yapması arzunun filizlenip güçlü bir ağaç olması için mecburidir. Güçlü bir ağaç olduktan sonra da meyveler besini zorluklardan ve çabasından elde ettiği ile verecektir.
Kişi arzusu ortaya çıktığında onun büyümesi için zamanını, çevresini, gücünü şekillendirmeye başlar. Arzusuna yönelik eylemlerde bulundukça ve içinde bulunduğu çevrenin desteğini aldıkça arzunun kabuğu kırılmaya kökleri ve ilerideki gövdesi oluşmaya başlar. Tüm bunlar bizlerin aşina olduğu süreçtir ancak keyfimizi kaçıran nokta, zorlukların ortaya çıkmaya başlamasıdır. Her bir zorluk belki en baştan başlamayı, kazanılan her şeyi kayboluşunu getirir. Her şey sona ermişi gibi hissedilir. Ancak durum asla böyle değildir. Zorluk arzunun büyümesi için gereken zemindir.
İleride tüm dünyayı doyurabilecek kadar hasatı verebilecek bir ağaç olacak, bu tohumun şu anki acizliği bizleri şaşırtmamalı. Gelişim aşamasında olan bu tohum içinde bulunduğu tüm zorluklara rağmen bakılmaya değer. Tüm arzularımız bu durumdadır ancak biz onlara bu gözle bakmayız.
Tam da bakış açımızı yenilememiz gereken yer burasıdır. Zorlukların bizlerin büyümesi ve daha iyi bir hale gelmesi için en gerekli unsurlardan biri olduğunu ve ileride ulaşabileceğimiz muhteşem formun bilincinde olmaya çalışarak şu an zorluk karşısında her şeyi bırakıp gitmemeyi kabul etmeliyiz.
- Bu biraz itici gelse de üstümüze almamız gereken büyüme yolculuğudur. Yoksa hayatımız kalpsiz bir bedenin akıbetini yaşayacaktır. Arzusuz bir hayat sanki hiç yaşanmamış gibidir…





