İnsanoğlu bu şekilde var olmaya çalıştıkça, sadece artan bir tatminsizlik ve mutsuzluk ile yoluna devam eder ta ki hayatında çaresizlik noktasına gelene kadar. Kişi yaşlandıkça yavaş yavaş arzuları da zayıflar ve ölümüne doğru geçirdiği günler boyunca istemekte olduğu şeyleri yavaş yavaş bırakır. Bu, ilk bilmemiz gereken doğa kanunu idi.
Ne geçmişin dar kalıplarına sığabiliyoruz, ne de geleceğin varsayımlarından kendimize uygun kıyafetler seçebiliyoruz. Göğsümüzde birikenleri taşırmaktan korkarcasına sıkıştırdık her şeyi. Görülmek bile istemiyor insan. Bu kadar yüklenmiş duygularla yürürken hissiz rolü oynuyor.
Delirdim. Bu hayatın normaliyle baş edemedim, delirdim. Geçirdim huniyi kafama. Sınırları belirlenmiş aklın varlığını inkar ettim. Normunuzu dayatıp burnunuzu soktuğunuz hayatıma ben böyle isyan ettim. Bu kadar yükü, kiri, lekeyi, derdi taşımaktansa temiz delirdim.
İnsanlığın yazılı ya da sözlü tüm anlatılarında, mitlerde ve efsanelerde sıklıkla tekrar eden bir tema vardır: ‘Kahramanın Yolculuğu’. Bu arketip, yaşamın özündeki döngüyü, varoluşun gizemli yolculuğunu ve insanın içsel arayışını yansıtır.
Sen A Ben Z, bu bir tersten hikaye. O bir alfabe.
Günlerden bir gün, Z alfabenin en sonunda olduğunu fark etmiş. Bu duruma o kadar çok içerlemiş ki, alfabenin yazarıyla konuşmak istemiş. Her yerde alfabenin yazarını aramış taramış ama bulamamış.
Camdan dışarıya baktığında her akşam kedilere yiyecek veren kadının, torbasından çıkardığı yiyecekleri büyük bir özenle onların önüne koymasını seyretti, bunu her gün aynı saatte hiç aksatmadan yapıyordu.
Aile insanı tüm kötülüklerden, tüm zorluklardan koruyan bir sevgi kalkanıdır. Aile, insanın kanayan yarasının merhemidir. Aile, yalnız olmadığını bilmek ve hissetmektir. Aile, bir diğerinin kalbini kendi kalbinde var edebilmektir. Aile, insanın umudunun bekçisidir. Aile, insanın ömrünü sarıp sarmalayan bir güven battaniyesidir.








Anında haberdar olun