İnsanlık zor zamanlardan geçiyor ve içinden geçmekte olduğumuz zamanın getirdiği kendine has sorunlarla yüzleşiyoruz. Bu sorunlardan son zamanlarda en dikkat çekeni ise “Kimsenin kimseyi dinlememesi!”
Evet, DİNLEMEMESİ!… Belki dinlermiş gibi yapması ama “DİNLEMEMESİ”… Bu sorun gittikçe derinleşiyor ve her türlü iletişimi baltalıyor… Eski arkadaşların birbirinden uzaklaşmasına, aile içi mutsuzluğa hatta şiddete, çalışma hayatındaki sayısız probleme yol açan ana etmen bu ve gittikçe daha belirgin hale geliyor.
Peki, neden? Neden karşımızdaki insanı dinlemiyoruz? Neden karşımızdaki insanın sözleri bizi alakadar etmiyor? Hatta karşımızdaki insan bizimle ilgili, bizim iyiliğimiz için bir şey söylese bile sanki umurumuzda değil?
Çünkü… Umurumuzda olan tek bir şey var artık… Sözünü dinlediğimiz tek bir şey var.. O da içimizdeki “o” ses… Bizi adeta esir alan, diğer insanlarla bağımızı koparan, endişe, kaygı, mutsuzluk gibi negatif hislerin bataklığına sokan “o” ses.. Yani içimizdeki “o” ses. Bizler ne yazık ki artık “o”nun esiriyiz ve “o” bizi diğer insanlardan ayırıp bize eziyet ediyor.
Bizi kendi içimize hapseden, can kulağıyla dinlediğimiz tek şey olan, içimizdeki “o” sesle mücadele etmemizin zamanı geldi ve bunu ancak birlikte yapabiliriz. Birbirimizi dinlemeyi ancak hep beraber arzulayarak çalışırsak başarabiliriz. Bu eziyetten ancak birbirimizi karşılıklı olarak dinlemek istersek ve bunun üzerinde çalışırsak kurtulabiliriz.
Sizce de artık bu çalışmayı yapmanın zamanı gelmedi mi?





