Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Seve Seve Yapalım

Üzgünüm! Fakat zorundayız. Başlığı seçerken, zorundalığımıza vurgu yapmayı o kadar çok arzuladım ki, umarım başarılı olabilmişimdir. Bu arzumun sebebi ise bizim seçimimize bırakılmamış bir durumun söz konusu olması.

Üzgünüm! Fakat zorundayız. Başlığı seçerken, zorundalığımıza vurgu yapmayı o kadar çok arzuladım ki, umarım başarılı olabilmişimdir. Bu arzumun sebebi ise bizim seçimimize bırakılmamış bir durumun söz konusu olması.

Zorundayız! Evet, biz istemesek de öğrenene kadar ders devam edecek ve öğretmen, bize anlatmak için, her zaman daha anlaşılır olacak.

Durumumuzu daha somut örneklerle ele alalım. Tüm dünyayı bir apartman olarak düşünelim ve her ülkeye bir kat tahsis edelim. O ülke içindeki gruplaşmaları da o katın dairelerine yerleştirelim. Böyle düşününce, eğitimin zorlu olacağı bir coğrafyada olduğumuz aşikâr. Zira, aynı şehirde yaşayan taraftar grupları dahi birbirini öldürmek isterken…

Gelelim sadede… Her toplu yaşam alanının uyulması gereken kuralları olduğu gibi, apartmanımızın da bazı temel kuralları var. Üstelik kat sakinlerine, her ders bu kurallar anlatıldı, öğretmen hep çabaladı ve sınav vakti geldi çattı. Bir dairede yangın çıktı. Aynı kattakiler telaş yaparken, diğer kat sakinleri hiç endişelenmedi ve komşusu için yardım etmeyi bile düşünmedi. Aynı kattakiler ise yardım etme imkânı varken, kaçmayı tercih etti. Sonunda yangın, bizim katımıza kadar ulaştı ve hangi daireden alevlerin geleceği belirsiz.

Fakat anlamaya yönelik çaba sarf edip, panik yapmadan, birlikte hareket edebiliriz. Zira, yangını ancak bu şekilde kontrol altına alabiliriz. Bunun için sadece, anlamaya yönelik ufacık bir çaba göstermeliyiz. Bu konuda tavsiyem, sadece iyi bir seyirci olmamızdır ve unutmamalıyız ki, nefret yalnızca yangına yakıt olacaktır.

Kısacası, bana inanmak zorunda değilsin, lâkin artık anlamak zorundasın. Çünkü sınav başladı ve nefret etmeye devam edersen, ektiğin nefret tohumlarının mermiye dönüştüğü bir savaş filmine tanıklık edeceksin. Yani zorundasın! Öğretmen, sana bunu anlatmak için, her yola başvuracak ve mutlaka başarılı olacak. Lâkin sen, bir şeyleri anlamak için, kan dökülmesini beklemek zorunda değilsin. Yani zorundasın ama gel bunu daha fazla acıya tanıklık etmeden yap. İstemesen de yapacaksın ama zorla yapmak tercihin olmasın, zira çok gözyaşı akıtacaksın. Böyle yaparsan ya öğretmeni ya da apartman yöneticisini suçlayacaksın. Bu sebeple, kendi döktüğün yakıta sürekli tanık olacaksın. Eninde sonunda anlayacaksın ama gel öğrenmek için daha fazla yıkıma sebep olmayalım. Tek yapman gereken, anlamaya yönelik bir adım atmak. Sonra, anladıklarını anlatmakta görev alacaksın.

Bu sözlerimi dinleyen arkadaşlarım, bana hayalperest olduğumu söylüyorlar. Kişinin değişiminin genele etkisinin olması, onlar için bir hayal. Bunu denemek yerine, bir politikacının her şeyi düzelteceği inancı onlar için daha cazip. Ne acı! Oysa yıllardır oy kullanıyorlar, fakat bir kez olsun değişimi kendilerinde denemediler. İçimi en çok acıtan detay da maalesef bu. Cennetten kovulmuş olan bizler, hala çözümü sistem değişikliğinde arıyor ve en kusursuz sistemden kovulduğumuzu sürekli göz ardı ediyoruz.

Bu yüzden güzel dostum, sen mecbursun, buna hemfikir olalım. Tamam, yönetmen değilsin ama içerik editörü olarak görevin büyük. İzlenilen bu filmde, sahnenin dram yahut komedi olması sana bağlı. Lütfen! Artık anla ve anlatmaya başla, senaryomuzun ortak olduğunu herkese haykır.

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Yeni Hayat Piyesi

Sonraki Makale

Kuyruğunu Kovalayan Kedi Gibi

Related Posts