Çünkü Hayatınızın Bir Anlamı Var
Bizi Takip Et
Abonelik formu

Sihirbazın Kitabı

Şu sıralar, çevremdeki birçok insanın çocukluk özlemi çektiğini gözlemliyorum. Evet, bu çoğunlukla böyledir. Çocukluk, özlenir. Ancak, bugünlerde bu özlemde büyük bir artış varmış gibi geliyor bana. Bunun sebebinin ne olabileceğini düşündüğümde, aklıma gelen şu oldu: ‘Çocukluk, bizleri bu dünyanın demir parmaklıklarından özgür kılıyor. Yetişkinlik ise bizi rutubetli hapishane duvarlarına mahkûm ediyor. Ve bizler, artık yetişkinliğe tahammül edemez duruma gelmişiz. Sanki yetişkin gözlerimizin gördüğü bu dünyayı değil de çocuk gözlerimizle görebileceğimiz öteki bir dünyayı arıyor gibiyiz.

Şu sıralar, çevremdeki birçok insanın çocukluk özlemi çektiğini gözlemliyorum. Evet, bu çoğunlukla böyledir. Çocukluk, özlenir. Ancak, bugünlerde bu özlemde büyük bir artış varmış gibi geliyor bana. Bunun sebebinin ne olabileceğini düşündüğümde, aklıma gelen şu oldu: ‘Çocukluk, bizleri bu dünyanın demir parmaklıklarından özgür kılıyor. Yetişkinlik ise bizi rutubetli hapishane duvarlarına mahkûm ediyor. Ve bizler, artık yetişkinliğe tahammül edemez duruma gelmişiz. Sanki yetişkin gözlerimizin gördüğü bu dünyayı değil de çocuk gözlerimizle görebileceğimiz öteki bir dünyayı arıyor gibiyiz.

Çocukken okumaya çalıştığım bir kitap vardı. İsmi aklıma gelmiyor… Haydi bu kitaba “Sihirbazın Kitabı” demiş olalım. O zamanlar, gözlerimin gördüğü bu dünya gerçek değilmiş de kitaptaki o dünya asıl gerçeklikmiş gibi gelirdi. Sanki kitaptaki dünya, benim içimde bir yerlerde saklıydı ve keşfedilmeyi bekliyordu. Büyük bir merak, heyecan ve istekle bu sihirli kitabın içerisine girmek için yanıp tutuşuyordum. İşin komik yanı neydi biliyor musunuz? Henüz okuma yazma bilmiyordum. Kitaptaki harfler, bana çok yabancı geliyordu. Benim için harfler, bir taraftan anlamsız şekillerdi, bir taraftan da her bir harf çocuk kalbimde hissel bir iz bırakıyordu. Her ne kadar onu okuyamasam da kitap bana, kendi içimde olan bir öteki dünyayı, gerçek dünyayı inşa ettiriyor gibiydi. Ne güzel günlerdi!

Fark ediyorum da ben de yazının başında bahsettiğim o insanlar gibiyim. Tekrar çocuk olmak istiyorum. Hatta, her yeni güne yeni bir çocuk olarak uyanmak istiyorum. Bana öyle geliyor ki, yetişkin olarak uyandığımız her gün, aslında uykudayız. Uyanmalıyız.

Ve bilirsiniz, çocukların beş duyusu da onlara bu dünyanın ötesinde olan bir keşif hissiyatı ve mutluluk verir. Beş duyu ile tecrübe ettikleri hemen hemen her şeyde büyük bir heyecan duyarlar. Peki, biz yetişkinler böyle miyiz? Hayır. Bu dünyada sıkıştık kaldık, öyle değil mi? Ve bu nedenle de tekrar çocuk olmak istiyoruz. Bir yetişkin için gör, duy, kokla, tat, dokun, gör, duy, kokla, tat, dokun, gör, duy, kokla, tat, dokun nereye kadar? Siz de sıkılmadınız mı artık bu beş duyu hapishanesinden?

Bu dünyada tekrar çocuk olamayacağımıza ve bu beş duyuyla çocuklar kadar heyecanlı keşifler yapıp mutlu olamayacağımıza göre, o zaman ne yapacağız? Belki de yapmamız gereken şey, öteki bir dünyada çocuk olmaktır. Yani beş duyunun ötesinde olanı merak edip, tıpkı çocuklar gibi, henüz hiçbir şey bilmeden bir keşif yolculuğuna çıkmaktır. Öyleyse, belki de çocukluğumuza dönme ve “Sihirbazın Kitabı”nı yeniden keşfetme vaktimiz gelmiştir.

En güzel günlere!

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Önceki makale

Anı Yaşama Kilidi

Sonraki Makale

Kalbimin Merdivenleri

Related Posts
Devamını Gör

Endişeyle Baş Etmek ve Sükûnet

Endişe, stres ve sükûnet hayatımızın kaçınılmaz bir parçası… Stres, hayatın üzerimizde yarattığı baskıyı hissettiğimiz, büyük değişimler karşısında endişelendiğimiz ve kontrolü kaybettiğimizi düşündüğümüzde verdiğimiz bir tepki. Günümüzde hemen her duygu durumumuzda “stresliyim” ifadesini kullanıyoruz. Peki, hayat, Yaradan veya doğa dediğimiz güç, bu baskı ile bize ne anlatmaya çalışıyor olabilir?